camiler

KAPALIÇARŞI istanbul 500 Küsür Yıllık KAPALIÇARŞI

KAPALIÇARŞI  istanbul 500 Küsür Yıllık KAPALIÇARŞI

İstanbul’da, büyük camilerin çoğunun çevresinde, medrese, imaret gibi yapılarla birlikte muntazam çarşılar da inşa edildiği bilinmektedir. Cami külliyelerine dahil olan ve ‘arasta’ diye adlandırılan bu çarşıların bir kısmı Osmanlı’nın son dönemlerinde, önemli bir kısmı da İstanbul’daki Cumhuriyet sonrası altyapı çalışmalarında yıkılmıştır.

Bugün, bu çarşılardan, eski özelliğini de bir ölçüde koruyarak faaliyetine devam eden Eminönü’nde Yeni Cami bitişiğindeki Mısır Çarşısı, Sultan Ahmet Camii’nin kıble tarafındaki Arasta ya da Sipahi Çarşısı ve Bayazıt Camii’nin yanındaki Sahaflar Çarşısı kalmıştır. Laleli Camii’nin altında da, vaktiyle çarşı olarak inşa edilmemiş olmasına rağmen bugün eski doğu bloku ülkelerinden gelen turistlere giyecek satan dükkanların yeraldığı bir çarşı bulunmaktadır.

İstanbul’un tarihi çarşıları içinde en büyüğü ve en ünlüsü devamı »

FATİH CAMİSİ ENEZ AYASOFYASI

FATİH CAMİSİ ENEZ AYASOFYASI Enez’in en önemli yapıtı olup, 1962′ye değin cami olarak kullanılmıştır. Günümüzde yıkıktır. Bizans Dönemi’nden olan yapı, oldukça büyüktür. Köşe duvarlı, haç planlı kiliseler grubundandır. Tonozlarla örtülü üç bölümlü giriş holünün (narthex) önüne, yine Bizans Dönemi’nde bir dış narteks eklenmiştir. Osmanlı Dönemi’nde narteks değiştirilmiş, sol bölüm odaya dönüştürülmüştür. İçte, planı oluşturan haçın batı kolu öbürlerinden uzundur. Yanında bu bölümden çifte kemerle ayrılmış uzun köşe odaları vardır. Yapının özgün biçiminde orta mekânın (naos) kasnaktı bir kubbeyle örtülü olduğu bilinir. Ancak, daha Bizans Dönemi’nde çöken kubbenin yerine XIX. yy’da ahşap tavan yapılmıştır. Yazılı kaynaklarda yapının XVIII. yy başlarında büyük bir onarım gördüğü bildirilmektedir. Kalem işi süslemeli ahşap tavanın, 1962′de yapılan incelemelerde var olduğu bilinmektedir. Günümüzdeyse orta bölümün üstü açıktır.

Yapının içinde, kimi yerlerde Bizans Dönemi’nden fresk kalıntıları ve süslemeli mermer frizler görülmektedir. Ayrıca, molozla örtülü orta bölümün de mozayikdöşeli olduğunu gösteren izler vardır.

Osmanlı Dönemi’nde, kuzeydeki kola kapı açılmış, güneydeki kpla da mihrap ve minber yerleştirilerek yapf camiye dönüştürülmüş, Fatih Camisi adını almıştır. Minare, sağda ana apsisle devamı »

Kariye Cami İSTANBUL

Kariye Camisi Edirnekapı’dadır. Geç Dönem Bizans mozaikleri ve freskleri ile ünlüdür. İlk yapı Konstantinus surlarının hemen dışında bir manastıra bağlı olarak yapılmıştı. Daha sonraları kentin bu bölgesi Theodosius surlarının içme alınmıştır. İlk yapının kalıntılarına günümüzde rastlanmaz. Şimdiki yapı, XI. yy’dan kalmadır. Yapıyı 1077-1081 arasında İmparator I. Alete tos Komnenos ‘un karısının annesi Maria Dukama, dört geniş kemere oturan tek kubbeli plana göre yaptırmış, doğudaki temeller çökünce yenilenmiştir. Doğu yanına bema ve yarım daire biçiminde apsis eklenmiş; batısındaki iç narteks de taşıyıcı özellikleri göz önüne alınarak kemerlerle dört bölüme ayrılmış ve iki kubb. ile süslenmiştir. Bu özentili eklerin XIL yy’m başında Maria Dukania’ nin torunu Sebastokrator I. Komnenos’ca gerçekleştirildiği sanılmaktadır.

Latin istilasından zarar gören yapı II. Adtonikos zamanında (XIV. yy başında) yeniden elden geçirilmiştir. Günümüze gelen yapı bütünü bu dönemden kalmadır. 1315-1321 arasında yapılan eklemeler, güneyde tek netli, tek apsisli bir parakk-lesion (ek kilisecik), kuzeyde uzun ve dar bir dehliz, batıda ise dış nartekstir. Son mimari eklemelerin yanında iç süslemeleri de bu dönemde elden geçmiş, başyapıt niteliğinde mozaikler ve freskler ünlü mimar Büyük Logothetes Thedoros Me~ tokhites’ce düzenlenmiştir.

XVI. yy başlarına değin kilise olarak kullanılan yapı, bu dönemde camiye çevrilmiş, 1765*te önemli bir onarım görmüş, iç süslemelerinin üstü kapatılmıştır. ,

Cumhuriyet Dönemi’nde Vakıflar’ca ve daha sonra Amerikan Bizans Enstitü-sü’nce onarılmıştır. Günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.

Kariye’nin mimari özelliklerinin karmaşıklığından doğan bir üstüstelik göze çarpsa da mozaik ve freskler erken Rönesans’ı duyurucu bir gerçekçi anlayıştadır. Bizans resim sanatının daha önceki durağan özellikleri, yerini bir mekân anlayışına, derinlik ve devinime bırakmıştır. Sahneler ve kişiler doğa ile insanın bütünleşebileceğini gösteren bir anlayışla düzenlenmiştir. Bu açıdan yapıda çağının mozaik ve fresk sanatının çok önemli örnekleri görülmektedir.

Kilise öğretisine göre canlandırılmış ve guruplandırılmış resimler konulan açısından altıya ayrılabilir:

1. Dış ve iç nartekslerde yapıyı sunma ve Tanrı’ya adama sahneleri;

2. iç narteksin iki kubbesinde İsa’nın yaşamından sahneler;

3. İç narteksin ilk üç bölümünde Meryem’in devamı »

istanbulun tarihi hanları

SİMKEŞHANE: Beyazıt’ta cadde üstündedir. Üç katlı, tek avlulu hanlar planında olan yapı Osmanlı sivil mimarisinin önemli örneklerindendir. 1463 tarihli yazıtı vardır. İstanbul’un alınmasından sonra yapılan ilk darphane olup, Fatih burada ilk sikkeyi bastırmıştır. Evliya Çelebi “kale misali” bir yapı olduğunu, 161 oda ve 21 dükkândan oluştuğunu yazmaktadır. XVIII. yy başında, III. Ahmed döneminde, annesi Emetullah Hatun yapıyı onartarak bir sebil ve mescit ekletmiştir. Günümüzde de büyük onarım geçirmiş, Halk Kitaplığı’ na dönüştürülmüştür.
BALKAPANI HANI: Yeni Cami’yle Küçükpazar arasındadır, istanbul hanlarında görülen yapım biçimi yanında, Bizans yapı tekniği gösteren tek örnektir. Yazıt-sızdır, yapım tarihi ve mimarı bilinmemektedir. Mimari üslubuyla XVI. yy’a tarihlen-dirilmektedir. Tek avlulu, iki katlı ticaret hanları planında, özgünlüğünü koruyabilmiş bir yapıdır.

BURMALI HAN: Eminönü, Rüstem Paşa Mahallesi’ndedir. Rüstem Paşa, 1556′ da Mimar Sinan’a yaptırmıştır. Mahkeme yapısı olup, daha sonra han olarak kullanılmaya başlanmıştır. U biçimi planlı, yarım avluludur. Taş ve tuğla örgü düzeninde, rev aklı iki katlı bir yapıdır.
XVI. yy’in, külliye hanları dışında kalan örnekleri arasında Büyük Çorapçı Hanı (Mahmutpaşa), Kurşunlu Hanı (Galata), Leblebici Hanı (Eminönü) sayılabilir. Bu yapılar tek avlulu, iki katlı hanlar grubun-dandır.

BÜYÜK VALİDE HANI: Çakmakçılar Yokuşu’nda, Tarakçılar Sokağı karşısmda-dır. Yazıtsızdır, kaynaklarda XVII. yy yapısı olduğu, IV. Murad’ın annesi Kösem Sultan’ın yaptırdığı bildirilmektedir. İki katlı, üç avlulu planıyla han mimarisinin mini belgeleyen önemli bir yapıdır. Çok yıkıktır.
XVII. yy han mimarisinin öbür örnekleri arasında Vezir Hanı devamı »

DAMAD İBRAHİM PAŞA KÜLLİYESİ

İstanbul Şehzadebaşı’ndadır. 1720′de Nevşehirli Damad İbrahim Paşa yaptırmıştır. Yapılar bir avlu çevresine dizilmiştir. Bunlar Damad İbrahim Paşa Darülhadisi olarak anılmaktadır. Çeşme, sebil ve mezarlık cadde üstündedir. Taçkapı, Şehzade Camisi yönündedir. Taçkapının sağındaki oda, mescit işlevindedir. Kitaplık, mescidin karşısında, kare planlı bir yapıdır. Kubbe trompları mukarnas frizlidir. Güney ve batısı revaklıdır. Yapının kalem işi süslemeleri Lale Devri özellikleri göstermektedir. Medrese odaları avluyu U biçimi çevrelemektedir. Sekiz köşeli, mermer şadırvan devamı »

KÖPRÜLÜ KÜLLİYESİ – İSTANBUL

KÖPRÜLÜ KÜLLİYESİ – İSTANBUL Divanyolu’ ndadır. 1661′de Köprülü Mehmed Paşa yaptırmıştır.Mescit,medrese, türbe, çeşme, sebil, kitaplık, han ve dükkânlar geniş bir alana yerleştirilmiştir. Küçük külliyede hanın çok büyük tutulması, XVII. yy’da bu kesimin ticaret yönünden devingenlik kazandığını göstermektedir. Sekiz köşeli mescit , dönemin özelliği olarak, dershane işlevini de üstlenmiştir. Medresenin revaklı, kubbeli odaları mescidi L biçimi sarmaktadır. Türbe 8 köşelidir. Köşeler, sütunlarla yuvarlat ılmışt ir. Kemer aralan tunç kafeslidir. Burada, Köprülü Mehmed Paşa, Fazıl Ahmed Paşa ve Ayşe Hanım gömülüdür. Çeşme, mescidin sokak yönündeki duvarın-dadır. Taş kemerli, rumî ve rozet süslemeli yapının 1661 tarihli yazıtı vardır. 1661 tarihli kitaplığı Fazıl Ahmed Paşa yaptırmıştır. Yapı, sütunlara oturan kubbeli revak ve kubbeli bir kare mekân planındadır. Vezir Hanı, iki katlı, orta avlu çevresinde dizili revaklı odalar planında bir yapıdır. Birinci kat oda ve revakları beşik tonoz, ikinci kattakiler ise kubbe örtülüdür. Avlunun ortasında mescit bulunmaktadır.

1. ABDÜLHAMİD KÜLLİYESİ – İSTANBUL

1. ABDÜLHAMİD KÜLLİYESİ

İstanbul Bahçekapı’dadır. Yapımına I. Abdülhamid döneminde 1775/1776′da başlanmıştır. Külliyenin en önemli özelliği, medrese dershanesinin mescit olarak kullanılmasıdır. İmaretin klasik üslupta büyük bir yapı olduğu bilinmektedir, ancak günümüze ulaşmamıştır. Ticaret Borsası olan medreseyi, 1781′de Mimar Mehmed Tahir Ağa yapmıştır. İki katlı, avlu çevresinde dizili revaklı odalardan oluşan, klasik üslupta bir yapıdır. Köşesinde iki katlı, çapraz tonoz örtülü kitaplık bulunmaktadır. Avludaki mermer şadırvan Barok üsluptadır. Mimar Mehmed Tahir Ağa’nın 1789′da yaptığı türbe, köşeleri yuvarlatılmış kare mekân biçimindedir, üstü kubbelidir. Hamidiye Türbesi de denilmektedir. Türbe girişi revaklıdır. Pencere ve kapıları sedef kakmalıdır. Burada I. Abdülhamid, IV. Murad ve şehzadeler gömülüdür. Mermer sebil, Barok devamı »

MERZİFONLU KARA MUSTAFA PAŞA KÜLLİYESİ

MERZİFONLU KARA MUSTAFA PAŞA KÜLLİYESİ İstanbul Divanyolu’ndadır. Külliyenin yapımını 1681 ‘de Merzifonlu Kara Mustafa Paşa başlatmış, o ölünce 1690′da oğlu Damat Ali Paşa’ca bitirilmiş-tir. Yapı topluluğunda medrese önem kazanmış, mescit dershane işlevini de yüklenmistir. Külliye 1960′ta onarılmıştır. Mescit-dershane sekiz köşeli, sağır kubbeli bir yapııdır. Girişte, dört sütunlu revak bulunmaktadır. Revaklı medrese odaları bu yapıyı U biçimi biçimi çevrelemektedir. Mescit dershane-nin sağinda, düz çatılı sıbyan mektebi var-dır. Caddenin köşesindeki sebil, 6 mermer gömme sütunludur. Sütunlar arası geometrik motifli dövme demir kafes devamı »

MİHRİMAH SULTAN KÜLLİYESİ

Üsküdar, İskele Meydanı’ndadır. Mihrimah Sultan, 1546/1547-1548 arasında Mimar Sinan’a yaptırmıştır. Klasik Osmanlı mimarisini hazırlayan yapıtlardandır. Cami, medrese, sıbyan mektebi, imaret, hamam, kervansaray, ambar, muvakkithane, çeşme ve türbe yapılarından oluşmaktadır. Bunlardan cami, iki türbe, medrese, sıbyan mektebi, çeşme, hamam sağlamdır. Medrese, Sağlık Merkezi, sıbyan mektebi, çocuk kitaplığı olarak kullanılmaktadır.
Cami külliyenin merkezidir. Mimar Sinan çift revaklı son cemaat yerini ilk kez bu yapıda kullanmıştır. İç revak yüksek ve beş kubbelidir. Dış revak, çatısı dışa taşarak şadırvanı da örtmektedir. Ak mermerden şadırvan 21 köşelidir.

Caminin ana mekânı dikdörtgen planlıdır; büyük kubbe yanlarda ve mihrap yönünde yarım kubbelerle desteklenmiştir. Mihrap duvarı köşelerinde, küçük kubbeli bölümler bulunmaktadır. Yapı, Geç Dönem kalem işleri ve vitraylarla süslüdür. Ayrıca ahşap, mermer, fildişi, sedef devamı »

MAHMUD PAŞA KÜLLİYESİ

İSTANBUL – Mahmudpaşa’dadır. Sadrazam Mahmud Paşa, 1462/1463-1467 arasında Mimar Sinan-ı Atik’e yaptırmıştır. Cami, türbe, hamam, medrese, -sjbyan mektebi, mahkeme, çarşı ve imaret yapılarından oluşmaktadır. Günümüze yalnızca cami, türbe, han, medresenin dershanesi ve hamamın bir bölümü ulaşmıştır. Külliye yapıları 1755′te onarılmış, 1828′de hünkâr köşkü ve son cemaat yeri sütunları eklenmiştir. Yapı topluluğu, 1939 ve 1953′te yeni onarımlar geçirmiştir. Cami, mihrap ekseni üzerinde, iki kubbeli ana mekân, yanlarda kubbeli bölümler ve beş kubbeli son cemaat yerinden oluşmaktadır. Yapı kesme taş, mihrap ve kapı mermerdir. Mihrap ve minber XVIII. yy’da yapılmıştır. Hünkâr Kasrı, II. Mahmud dönemindendir.

Küfeki taşından türbe, caminin güney-doğusundadır. Sekizgen planlı, kubbeli yapının dış yüzü lacivert, firuze çini kakmalıdır.

Çifte hamamın erkekler bölümü sağlamdır. 1466′da yapılmış olup, kentin en eski hamamıdır. Yıldız biçimi sıcaklıklı hamamlar grubundandır. Han (Kürkçü Hanı) iki katlı, iki avlulu bir yapıdır. Önleri revaklı odalardan alttakiler beşik tonoz, üsttekiler çapraz tonozludur. Kare avlu ortasında Hacı Küçük Ahmet Ağa’nın mescidi vardır. Bu yapı İstanbul hanlarının en eskisi olup Fatih döneminden günümüze ulaşan tek örnektir.

EYÜP SULTAN KÜLLİYESİ – İSTANBUL

Eyüp’ te iskele yakınındadır. Fatih’in istanbul’u aldıktan sonra yaptırdığı ilk yapı topluluğu olması açısından önemlidir. Fatih, 1458′de Ebu Eyyüb el-Ensari’nin gömütü olarak bilinen yere türbe ve cami yaptırmıştır. Külliye, cami, türbe, medrese, imaret ve çifte hamamdan oluşmaktadır. Küçüklüğü ve yapıların düzensiz yerleşimiyle, daha sonraki Selatin külliyelerinden ayrılır.

Günümüze ulaşan cami 1798-1800′de III. Selim zamanında yapılmıştır. 1724′te, III. Murad döneminde yapılan minareler korunmuştur. Ana mekân, ortada merkezi kubbe, yanlarda 8 yarım kubbeyle örtülüdür. Dışa taşkın dört köşe mihrap da yarım kubbelidir. İç avlu 12 sütuna oturan 13 kubbeli revakla çevrelenmiştir. Cami avlusunun yanlarında medrese odaları yer alır. Güneydoğudaki imaret, kubbeli, iki büyük mekândan oluşmaktadır. Eyüp Sultan Türbesi, caminin karşısındadır.

Küfeki taşından, 8 köşeli, kubbeli bir yapıdır. Türbenin iç duvarlarım süsleyen ak, mavi çiniler ve vitraylı pencereler XVI. yy’dandır. Çinilerin üstünü yazı kuşağı dolanmaktadır. Caminin çevresindeki başlıca türbeler şunlardır: Ferhat Paşa Türbesi, Feridun Paşa Türbesi, Mehmed Paşa Türbesi, Siyavuş Paşa Türbesi (yapının çinileri ve sanduka ilginçtir), Pertev Mehmed Paşa Türbesi (1579, Mimar Sinan yapmıştır), Sokullu Mehmed Paşa Türbesi, Mustafa Bulak Paşa Türbesi, Hüsrev Paşa Türbesi, Mihrişah Sultan Türbesi. Sultan Reşat Türbesi Mimar Kemalettin’in yapıtıdır (çinilerinin güzelliğiyle ünlüdür). Çevredeki nazirede, tarihsel değeri olan lahitler ve mezar taşları bulunmaktadır.

FETHİYE CAMİSİ

Sultan Selim’in batısmdadır. Pammakaristos Manastın’nı 1067′de ölen loannes Komnenos’un yaptırdığı söylenmektedir. Ancak günümüzdeki yapıyı Mikhael Glabas’ın 1292-1294 arasında yaptırdığı bilinmektedir. 1315′te kilisenin güney duvarına bitişik ek kilisecik yapılmıştır. 1586′ya değin Ortodokslar’ın elinde kalan kilise bu tarihte III.Murad’in emriyle camiye dönüştürülmüştür. Sadrazam Sinan Paşa 1594′te batısında avluyu sınırlayan medreseyi yaptırmıştır. 1845-1846 arasında onarılmış, günümüzdeki minare yapılmıştır. 1938′de büyük ölçüde onarılmış ve incelemeler yapılmıştır.

Ana kilise dehlizli tipe örnektir. Dört kalın payeye oturtulan kubbe camiye çevrildiğinde iki kemere dayandırılmıştır. Üç yüzü de pencerelidir.

Ek kilisecik haç planlıdır. Pencereli yüksek kasnakları olan küçük kubbeleri vardır. Güney yüzü taş ve tuğlanın çeşitli biçimlerde kullanılmasıyla süslü, renkli bir görünüm almıştır. Ana kubbesi, ortada İsa ile çevresinde on iki Tevrat peygamberinin betimlendiği mozaikle süslüdür. Camide XVI. yy yapıtı, mermerden çok güzel bir minber bulunmaktadır.